Miras Hukuku Davaları

1 - ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR

Ölüme bağlı tasarruflar, miras bırakanın ölümünden sonra yerine getirilmesini istediği son arzularını içeren bir hukuki işlemlerdir. Ölüme bağlı tasarruf, bağlararası yapılan işlemlerden farklı miras bırakanın ölümünden sonra devreye girer. Ölüme bağlı tasarruflar; vasiyetname ve miras sözleşmesi olarak karşımıza çıkar.

Ölüme bağlı tasarruflar, çok sıkı şekil koşullarına tabidir. Vasiyetnameler, üç şekilde düzenlenir. Resmi vasiyetname ve el yazılı vasiyetname, bu ikisi olağan vasiyet türü iken sözlü vasiyetname istisnai vasiyet türüdür.

Miras sözleşmeleri, (olumlu) miras sözleşmesi ve mirastan feragat sözleşmesi olmak üzere iki türdür. Her ikisi de resmi şekilde yapılır.

2 - ÖLÜME BAĞLI TASARRUF YAPMA EHLİYETİ

Ölüme bağlı tasarruf yapma ehliyeti TMK md. 502’ de vasiyetnameler, TMK md. 503’ de miras sözleşmeleri için ayrı ayrı düzenlenmiştir.

Vasiyetname yapabilmek için, ayırt etme gücüne sahip ve onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir. (TMK md.502) Görüldüğü gibi madde, vasiyetname yapabilme ehliyetini iki şarta bağlamıştır: ayırt etme gücü ve yaş.

Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip, ergin olmak ve kısıtlı bulunmamak gerekir. Yani tam fiil ehliyetine sahip olmak gerekir.

3- VASİYETNAMENİN AÇILMASI VE TENFİZİ

A - VASİYETNAMENİN AÇILMASI

Miras bırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamesinin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın ivedi olarak Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimine teslim edilmesi zorunludur. (TMK md. 596 )

Sulh Hukuk Hakimi, teslim edilen vasiyetnameyi hemen inceleyip gereken koruma önlemlerini alacak, ilgilileri dinleyecek, terekenin yasal mirasçılara ge­çici olarak teslimine yahut resmen yönetilmesine karar verecektir.

Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın Sulh Hukuk Haki­mine teslimi gününden itibaren 1 ay içinde, miras bırakanın yerleşim yeri Sulh Hukuk Hakimi tarafından açılacak ve ilgililere okunacaktır.

Mirasçılar biliniyorsa, mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında hazır bulunmaları için davetiye ile çağrılacaklar, gelseler de gelmeseler de vasiyetname tayin edilen günde açılıp okunacaktır.

B - VASİYETNAMENİN TENFİZİ

Vasiyetnamenin Tenfizi, bir kimsenin ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere, ortaya koyduğu irade beyanının yerine getirilmesi anlamına gelmektedir.

Vasiyetnamenin tenfizi davası açılabilmesi için, bir vasiyet alacaklısının olması ve vasiyet alacağının muaccel olması gerekir. Vasiyetnamenin tenfizi davası, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı açılabilir. Vasiyetname konusu hak taşınır ise zilyetliğin devri istenmeli, vasiyetname konusu hak taşınmaz ise mülkiyetin devrine yönelik tescil talebinde bulunulmalıdır.

4 - MİRASÇILIK BELGESİ (VERASETNAME İLAMI)

Mirasçılık Belgesi, yasal mirasçılara, mirasçı atananlara ve vasiyet alacaklılarına, bu sıfatlarını göstermek üzere verilen resmi bir belgedir.

Yasal mirasçıların talebi üzerine mahkeme, miras bırakanın nüfus kayıt bilgilerine göre saptadığı mirasçıları miras payları ile birlikte gösteren bir ilamı müracaat edene vermektedir. Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. (TMK md. 598/3) Aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Ancak ölüme bağlı tasarrufun iptalini dava hakkını yasa koyucu saklı tutmuştur.

Mirasçılık Belgesi sulh hukuk mahkemesinden talep edilir. Noterlik Kanununda 6217 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ve buna göre çıkarılan yönetmelikle, mirasçılık belgelerinin noterlerce verilmesine imkan tanınmıştır. Ancak kayıtların yeterli olmaması, mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi ve talep edenin yabancı olması halinde, noterden mirasçılık belgesi alınması mümkün olmayacaktır.

5 - MURİS MUVAAZASI NEDENİ İLE TAPU İPTAL TESCİL DAVASI VE TENKİS DAVALARI

A - MURİS MUVAAZASI NEDENİYLE TAPU İPTAL VE TESCİL DAVALARI

Muris muvazaası, gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek isteyen miras bırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için asıl amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmesidir. Bu durumda Yargıtay, saklı pay sahibi olsun olmasın, tüm mirasçıların dava açarak resmi sözleşmenin muvaaza nedeniyle geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Uygulama sıkça rastlanıldığı gibi, mirasçılardan bazılarını miras hakkından kısmen veya tamamen yoksun bırakmak amacıyla ölüme yakın günlerde, miras bırakan taşınmaz mallarının bir kısmını veya tümünü mirasçılardan birine veya birkaçına bağışlamakta, bağışlama isteği satış işleminin arkasına saklanmaktadır. Oysa ömrü boyunca elden çıkarmayı düşünmeyen bir kimsenin ölümüne yakın günlerde mirasçılardan birine satması, mal kaçırma saikini ortaya koymaktadır.

Miras bırakanı muvaazalı işlem yapmaya sevk eden nedenler neler olabilir?

  • Miras bırakan kimsenin yaşlılığında ve ölümünden çok kısa süre önce yaptığı temlikler,
  • Erkek çocukların kızlara üstün tutulması,
  • İkinci ya da son eş faktörü,
  • Zayıf durumda olan mirasçının güçlendirilmesi,
  • Miras bırakanın kendine yakın olan kişilere temlikleri,
  • Beşeri ilişkiler, bulunulan yerin gelenek ve görenekleri.

Muvazaa def’i ya da dava yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

B - TENKİS DAVASI

Tenkis davası, saklı paylı mirasçıların, hakimden miras bırakanın tasarruf oranını aşan kazandırmalarının bu oranda etkisizleştirilmesini talep ettikleri davadır. Bu davadaki talep doğrultusunda verilecek kararla, miras bırakanın yaptığı bazı işlemler kısmen veya tamamen geçersiz olacaktır.

Tenkis davası ancak miras bırakanın ölümü halinde açılır. Saklı paylı mirasçılar, henüz miras bırakan sağken tenkis davası açamazlar. Böylelikle bir kimse, kendi miras haklarını etkisizleştirecek şekilde varını yoğunu başkasına bağışlayan miras bırakanının bu işlemlerine karşı harekete geçmek için ölümünü beklemek zorundadır.

6 - MİRASTAN ISKAT(ÇIKARMA)

Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse ya da miras bırakanın ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse mirasçı mirasçılıktan reddedilebilir.

Mirasçının suç işlenmesi şartının oluşabilmesi için mahkumiyet kararı bulunması şart değildir. Suç affa uğrasa da zamanaşımına uğrasa da mirasçılıktan çıkarmaya tesiri yoktur. Mirasçının, miras bırakanı ağır bir şekilde zedeleyen ve ailevi hislerin yokluğunu gösteren bir suç işlemesi halinde, bu kişi mirastan çıkarılabilir. Bu kuralın uygulanmasında, hakimin takdir hakkı bulunması zorunludur. Mirasçılıktan reddi gerektiren fiillerin işlenmesi durumunda, bu fiillerin aile bağlarını koparıcı şekilde olması gerekir. Ağır suçtan amaç; miras bırakanın şahsiyet haklarına, beden tamlığına, mamelekine yönelik, onunla aile bağlarının koptuğunu gösteren hukuka aykırı bir fiildir.

7 - İZALE- İ ŞUYU(ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ) DAVALARI

İzale- i şüyu diğer adıyla ortaklığın giderilmesi davaları, paylı (müşterek) ya da elbirliği (iştirak halinde) ile mülkiyete konu olan taşınmaz veya taşınır mallarda paydaşlar/ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı bir dava türüdür. Ortaklığın giderilmesi; malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçimlerinde gerçekleştirilebilmektedir.(TMK md. 699/1).

Ortaklığın giderilmesi davalarında taraflardan birinin bile aynen taksim istemesi durumunda, hâkimin öncelikle bu talebe göre değerlendirme yapması ve taksim mümkün değilse paylaştırma biçimi olarak satış yolunu tercih etmesi gerekmektedir.

Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemeleridir. Ortaklığın giderilmesi davaları basit yargılama usulüne tabidir. Bu bağlamda, dava dilekçesi verilmesi ve davalının/davalıların dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi vermesi yeterlidir.

Taşınır ve taşınmaz tüm mallardaki ortaklığın giderilmesinin aynen taksim veya satış yoluyla gerçekleştirilmesine ilişkin verilen yargı kararları, kesinleşmelerinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinde yerine getirilmelidirler.

8 - MİRASIN REDDİ

Mirasın reddi, mirasçıya mirasçılık sıfatını kabul etmeme imkanı tanıyan bir yoldur. Mirasın reddi, mirasçının gerçek iradesinden kaynaklanır ya da kanunun getirdiği bir karineden. Birinci halde gerçek redden, ikinci halde hükmi redden söz edilir.

A - GERÇEK RED

Bir mirasçının kendi iradesi ile mirasçılık sıfatına son vermesine denir. (TMK md. 605/1) Mirastan red, ancak mirasın geçmesi yani miras bırakanın ölümünden sonra gerçekleşebilir. Ret için mirasçının bir irade açıklamasında bulunması gerekir. Bu irade açıklaması yazılı ya da sözlü olarak miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine yapılır. Ret süresi 3 aydır. Üç aylık süre hak düşürücüdür. Süresi içerisinde reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılır.

B - HÜKMEN RED

Miras bırakanın ölümü tarihinde, miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespişt edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır. İfade edildiği üzere, belli şartların bulunduğu hallerde, mirasçıların mirası reddedilmiş sayılacakları karinesi mevcuttur. Bunun tespiti mahkemeden her zaman istenebilir. Böyle bir durumda mahkeme, hükmi reddin şartlarının bulunup bulunmadığını tespit eder.