OLGUN HUKUK BÜROSU
ÖDEME YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
Dolandırıcılık Suçu Nedir? (TCK m.58)24/06/2022

Dolandırıcılık Suçu Nedir? (TCK m.58)

Kişilerin özgürlüklerinin ve iyi niyetlerinin korunması ve bu kapsamda özellikle kişilerin malvarlığı değerlerinin korunması amacıyla TCK m.157'de dolandırıcılık suçu düzenlenmiştir. TCK m.157'e göre "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir."

DOLANDIRICLIK SUÇU VE UNSURLARI NELERDİR?

Dolandırıcılık suçunda fiil, failin hileli davranışlarla muhatabı aldatarak onun ya da üçüncü bir kişinin zararına olarak, kendisi ya da bir başkası lehine yarar sağlamasıdır. Buradaki failin tipik özelliği hileli davranışlarla muhatabını aldatmaktır. Hileli davranışları gerçekleştiren failin aynı zamanda yararına menfaat elde edile kişi ile aynı kişi olması gerekmez. Ancak somut bir olayda hileyi gerçekleştiren ile yararına menfaat elde edilen kişinin farklı olması halinde suçun faili, hileli davranışı gerçekleştiren kişidir. Yararına menfaat tesis edilen kişi ise dolandırıcılık fiilinin azmettireni veya müşterek faili olarak sorumlu tutulabilir. 

Suçun failinin farklılık arz etmesi mümkün olduğu gibi mağdurun da somut olayda farklılık arz etmesi mümkündür. Yani somut bir olayda aldatılan kişi ile zarara uğrayan kişi farklı olabilir. Bu halde aldatılan kişiye mağdurun mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi veren hukuki bir durum olması gerekir. Aksi halde ancak TCK m.142'de düzenlenen hırsızlık suçu oluşabilir. Aldatılan kişi ile mal varlığı zarara uğrayan kişinin farklı olması halinde aldatılan kişi suçtan zarar görmediğinden dolandırıcılık suçu nedeniyle şikayet etme ve kamu davasına katılma hakkı yoktur. Burada malvarlığı zarara uğrayan kişinin dolandırıcılık suçu nedeniyle şikayette bulunma ve davaya katılma hakkı vardır. Bununla beraber dolandırıcılık suçunun oluşması için mağdurun zayıf da olsa algılama yeteneği bulunmalıdır. Mağdurun algılama yeteneği yoksa koşulları varsa hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Yine dolandırıcılık suçunun söz konusu olması için aldatıcı davranışların gerçek kişiye yönelik olması gerekir. Aksi halde örneğin bilişim sistemlerinin işleyişinin yanıltıcı yöntemler kullanılarak kişilerin zarar görmesine neden olunması halinde koşulları varsa bilişim sistemine girme, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme, otomatlarda satışa sunulan hizmetin bedelsiz olarak elde edilmesi halinde karşılıksız yararlanma suçu söz konusu olacaktır. 

Dolandırıcılık suçun gerçekleşmesi için failin davranışın hileli olması gerekir. Bu hilenin başkasının iradesi üzerinde etki edebilecek nitelikte olması gerekir. Muhatabın iradesi üzerinde etki de bulunmaksızın sadece olguları ya da gerçeği değiştirmek hilenin varlığı için yeterli değildir. Nitekim bu husus Yargıtay 15. Ceza Dairesi 22/06/2015 tarih ve 2013/13209 Esas, 2015/27244 sayılı içtihadında "Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır." şeklinde ifade edilir.  Bilindiği üzere alım satım ve ticari ilişkilerde de dürüstlük kuralına aykırı basit davranışlar söz konusu olabilir. Ancak burada dürüstlük kuralına aykırı bu davranışlar dolandırıcılık olarak nitelendirilmez. Dolandırıcılık suçunun oluşması için hileli davranışın mağdurun iradesinin hatalı oluşmasını, bu suretle yarar elde edilmiş olmasını amaçlamış olması gerekir. Hilenin somut olayda muhatap tarafından ciddiye alınmaması halinde suç teşebbüs aşamasında kalır, hilenin muhatabı aldatma kabiliyetini olmaması halinde ise işlenemez suç vardır.

Ülkemizde bilindiği üzere son yıllarda evlilik vaadiyle dolandırıcılık suçu gündeme gelmektedir. Ancak burada belirtmek gerekir ki; kişinin gerçek kimliğini gizleyerek tanıştığı biriyle sevgili olması ya da evlenmesi tek başına dolandırıcık suçunu oluşturmaz. Burada dolandırıcılık suçunun oluşması için mağdurun malvarlığı değerlerinin zarara uğramış olması gerekir. Yine sahte belge ve kimlikle yapılan ya da resmi bir nikah olmadan yapılan evlilik Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre geçerli olmadığından; fail haklkında TCK m.167'deki evlilik birliğinden kaynaklanan şahsi cezasızlık nedeninin uygulanması da söz konusu olmayacaktır.

Dolandırıcılık suçun unsurlarından biri de mağdurun aldatılmış olmasıdır. Mağdurun aldanmaması üzerine failin mağdura karşı zor kullanarak yarar elde etmesi halinde yağma, mağduru rızası olmadan malvarlığının alınması halinde hırsızlık suçu oluşacaktır. Yine   failin ödeme yeteneği olmadığını gizleyerek bir hizmetten yararlanması, bir malı kullanması veya bir malı alması dolandırıcılık suçunu oluştururken; failin otomatlar aracılığıyla sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanması halinde TCK m.163’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçu oluşacaktır. Buradaki örneklerden hareketle belirtmeliyiz ki, dolandırıcılık suçunun oluşumu için  önemli olan hileli davranışlarla mağdurun aldatılmasıdır. 

Dolandırıcılık suçunun oluşumu için hileli eylem sonucunda  failin  ya da üçüncü bir kişinin maddi yarar elde etmesi, yani mağdurun malvarlığının zarara uğraması gerekir. Bu zarar malvarlığı üzerinde gerçekleşmiş olmalıdır. Bu zarar mağdurun pasiflerinde artış, aktiflerinde azalış şeklinde gerçekleşebilir. Örneğin kişinin evlilik vaadiyle kredi çekmesi halinde bankaya borçlanılacağından mağdurun pasiflerinde artışın gerçekleştiği, somut olayda aldatmak suretiyle mağdurun malvarlığı zarar uğramış olduğundan dolandırıcılık suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Burada dilencilik suçunun dolandırıcılık suçu olup olmadığı akıllara soru olarak gelebilir. Ancak belirtmeliyiz ki dilencilik, dolandırıcılık suçu kapsamında olmayıp, Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezasını gerektirmektedir. 

DOLANDIRICILIK SUÇUNDA CEZANIN ARTIRILMASINI GEREKTİREN HALLER NELERDİR?

Dolandırıcılık suçunun düzenlendiği TCK m.158'e göre "(1) Dolandırıcılık suçunun;

a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,

b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,

c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,

d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,

e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,

f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,

g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,

i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,

j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,

k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,

(l) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte

işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." Dolandırıcılık suçunun maddede belirtilen nitelikli hallerle işlenmesi halinde fail Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanacak ve fail hakkında daha fazla cezaya hükmolunacaktır. 

DOLANDIRICILIK SUÇUNDA DAHA AZ CEZAYI GEREKTİREN HALLER NELERDİR?

TCK m.159'a göre "Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." 

TCK m.160'a göre "Kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde, iade etmeksizin veya yetkili mercileri durumdan haberdar etmeksizin, malik gibi tasarrufta bulunan kişi, şikayet üzerine, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır."  Söz konusu hükümlere göre dolandırıcılık suçunun daha az ceza gerektiren halleri hem şikayete tabi olup hem de fail hakkında daha az miktarda hapis cezasına hükmedilebilecek, üstelik fail hakkında hapis cezası yerine yalnızca adli para cezasına da hükmedilebilecektir.

Bununla beraber TCK'nın malvarlığına karşı suçlar başlıklı bölümünde düzenlenen TCK m.167’de özel bir düzenleme yapılmıştır. Söz konusu hükümde dolandırıcılık suçunun maddede sayılan akrabalardan birinin zararına işlenmesi halinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmayacağı düzenlenmiştir. Ancak belirtmeliyiz ki bu durumda ortada suç vardır, yalnızca şahsi cezasızlık nedeniyle fail cezalandırılmamaktadır. Bununla beraber dolandırıcılık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilecektir. 

Yine malvarlığına karşı suçlar başlıklı bölümünde etkin pişmanlığa ilişkin düzenleme de yapılır. Nitekim TCK m.168'de

"(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." denilerek failin mağdurun zararını gidermesi halinde daha az cezaya hükmedileceği hüküm altına alınır.

DOLANDIRICILIK SUÇUNUN YARGILAMASI VE CEZASI 

Öncelikle belirtmek gerekir ki; dolandırıcılık suçu şikayete tabi olmayıp, bu suçun işlendiğini  haber alan savcılık re'sen harekete geçer ve gerekli soruşturma işlemlerini başlatır. Bu durumda suç şüphesi altına bulunan kişinin soruşturma işlemlerinin başından itibaren süreci doğru takip etmesi özellikle ifade alma anından itibaren alanında uzman bir avukattan yararlanması önem arz etmektedir. Yapılacak yargılama sonucunda ise dolandırıcılık suçunu işleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak TCK m.158'deki  nitelikli hallerin işlenmesi halinde verilecek ceza artırılacak, madde 159 ve 160'da düzenlenen daha az cezayı gerektiren hallerin varlığı halinde ise mağdurun şikayeti varsa cezada indirim yapılabilecektir. Suçun temel halinin dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu suç nedeniyle yapılacak yargılama sonucunda fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme kararlarının verilebilmesi mümkündür. Bu suçun temel halinin işlenmesi halinde yargılamasının yapılacağı mahkeme Asliye Ceza Mahkemeleriyken; suçun nitelikli hallerinin işlenmesi halinde yargılamanın yapılacağı mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir.

DOLANDIRICILIK SUÇU İSNAD OLUNMASI HALİNDE NELER YAPILMALIDIR?

Dolandırıcılık suçunun daha az ceza gerektiren hallerinin ve özellikle faile ceza verilmemesini öngören hallerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi önem arz eder. Bu nedenle bir avukatın hukuki yardımından yararlanmak faydalı olacaktır.

SONUÇ

Kişinin hileli davranışlarla muhatabı aldatarak onun ya da üçüncü bir kişinin zararına olarak, kendisi ya da bir başkası lehine yarar sağlaması TCK m. 157'ye göre dolandırıcılık suçuna vücut verir. TCK m.157'nin devamındaki maddelerde örneğin TCK m.158'de suçun daha fazla ceza gerektiren halleri ve 159 ve devamında ise daha az ceza gerektiren halleri düzenlenmiştir. Dolandırcılık suçunun işlenmesi halinde cezada indirim ve artırıma neden olan hallerin tespiti edilmesi amacıyla alanında uzman bir avukatın yapacağı yönlendirme doğrultusunda hukuki işlem başlatılması kişi için daha iyi bir sonuç doğuracaktır.

Olgun Hukuk - Av. Ümit Olgun - Konya Hukuk Bürosu

Tazminat - İdare - Ceza Departmanı

Av. Rabia KIRAÇ

Stj. Av. Figen ÇİÇEK

Blog Yazıları

+90 (332) 400 00 38

+90 (332) 400 00 48

+90 (332) 342 48 84

+90 (553) 048 68 12

info@olgun.av.tr

Fetih mah. Kültür cad. Nefer sok. Olgun Plaza No:1/b Posta Kodu: 42000 Karatay / KONYA