Miras Hukukuna Yeni Bir Bakış Açısı

13 Mayıs 2024 66 Görüntüleme
66

Miras paylaşımında sıkça ortaya çıkan anlaşmazlıkların önüne geçmek için uygulanan ‘Ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi’ önem kazanmaya devam ediyor.

 

Miras paylaşımında sıkça ortaya çıkan anlaşmazlıkların önüne geçmek için uygulanan ‘Ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi’ önem kazanmaya devam ediyor. Sözleşmenin, günümüzde zaruri bir ihtiyaç haline geldiğini ifade eden Avukat Ümit Olgun, “Ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi, her ne kadar ülkemizde yaygın ve bilinen bir sözleşme olmasa da, toplum içinde bireylerin birbirlerine giderek yabancılaştığı günümüzde; bir ihtiyaç halini almıştır” dedi.

 

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi; bakım borçlusunun, bakım alacaklısı ölene kadar ona bakma ve onu gözetme borcunu üstlendiği, bakım alacaklısının ise bakım edimine karşılık malvarlığının tamamını ya da bir kısım unsurlarını ona devretme borcunu üstlendiği sözleşme türüdür. “Ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi, her ne kadar ülkemizde yaygın ve bilinen bir sözleşme olmasa da, toplum içinde bireylerin birbirlerine giderek yabancılaştığı günümüzde; bir ihtiyaç halini almıştır” diyen Avukat Ümit Olgun, “Evlatların tamamen insafına bırakılan ana-baba evlat ilişkisinin; iyiler yönünden geliştirilmesi ve desteklenmesi gerekir. Sağlığında ana- babaya ilgi- alaka gösteren, hatır güden, bakımıyla ilgilenen, bir güler yüz eksik etmeyen, arayan soran evlat ile tam tersi tutum ve davranış içerisindeki evlat ayrımı adalet ve hakkaniyet adına yapılmalıdır. Sadece öteki dünyaya bırakılması; hakkaniyetli olmayacaktır, olmamalıdır” şeklinde konuştu.

 

 

‘HUZUR EVLERİNDE SAYILAR GÜNBEGÜN ARTMAKTADIR’

Olgun açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: “Ana babayla ilgilenen evladın, işbu insancıl, Müslümanca davranışının mükafatlarından birisi de ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesidir. Böylelikle bu sözleşme ile kimsesiz, yaşlı, hasta kısacası muhtaç kimselerin bakımını üstlenen kişiler hem teşvik edilmiş hem de ödüllendirilmiş olmaktadır, olacaktır.” Günümüzdeki mevcut durum hakkında da bilgi veren Olgun, “Evlatlardan biri bakımı üstlenir, diğerleri uzak durur. Mirastan kalan malvarlığını da eşit paylaşırlar. Bir problem çıkmaz. Ama derinden derine ‘anne babaya bakma’ isteği ve arzusunda azalma, uzaklaşma meydana geldiğini biliriz de dile dökemeyiz. Ya, kardeşlerden biri bakımı üstlenmez de herkes zevk-ü sefasını düşünür, kimse fedakarlık etmezse, işte bu halde, çirkin acınası bir sahneyle karşı karşıya kalınır. Öyle zaman olur ki, huzur evlerinde sayılar günbegün artmaktadır” dedi.

 

‘SÖZLEŞME İLE BİR NEVİ ADALET SAĞLANIYOR’

“Kamunun yani mahşer-i vicdanın; bakımı üstlenenle, üstlenmeyeni ayırması gerekir” diyen Avukat Hasret Erdem Bacak da şunları söyledi: “İşte böyle durumlarda ‘ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi’ ile bir nebze olsun hakkaniyet ve adalet sağlanmaktadır. Hatta anne-babaya bakma teşvik olmakta 3. kişilere de, çevreye de örnek olmaktadır.  Bu anlamda sözleşmenin uygulamadaki yeri azımsanmayacak derecede önemlidir. Çoğu zaman insanlarımız, tapulu mallarını satış sözleşmesi ile devretmekte ancak; murisin ölümünün akabinde mal, muris muvazaası nedeniyle tapu iptal tescil davasıyla geri döndürülmektedir. Bu sebeple ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devir yapmak daha sağlıklı olacaktır.”

 

‘BU SÖZLEŞMEYE, MİRAS SÖZLEŞMESİ HÜKÜMLERİ UYGULANACAKTIR’

Bacak, “Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tanımı TBK’nın 611.maddesinde şöyle verilmiştir: ‘Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.’ Yani ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi, taraflardan birisinin diğerinin kendisine yaşamı boyunca bakıp gözetmesine karşılık olarak, bir malvarlığını devretmeyi üstlendiği sözleşmedir. Malvarlığının devri, sağlararası işlemle yapılabileceği gibi, ölüme bağlı tasarrufla da yapılabilir. Şöyle ki; ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı edimini ölüme bağlı bir tasarrufla yerine getirecekse, ortada miras hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi vardır ve bu sözleşmeye miras sözleşmesi hükümleri uygulanacaktır. Bunun dışında, bakım alacaklısı edimini sağlararası bir işlemle ifa edecekse, bu durumda, borçlar hukuku nitelikli ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi söz konusu olur ve bu sözleşmeye, düzenlenme şekline ilişkin kurallar dışında, borçlar hukuku kuralları uygulanır. Kısacası, bakıma muhtaç kişi, vaad ettiği malvarlığı değerini sağken de devredebilir, ölünce devrinin gerçekleşmesini de isteyebilir. Bakıma muhtaç şahsın sağlığında devredeceği mallarına olan ihtiyacı, bu kişiyi bu tür ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi yapmaktan alıkoyabilir. Tam da bu noktada Türk Medeni Kanunu’ nun 611. maddesinin 2. fıkrası devreye girmektedir. Bu hükme göre, bakıma muhtaç kişi, vaad ettiği taşınmazın, kendisi ölünce devredebilmesini isteyebilir. Böylelikle hem bakımının yapılmasını garanti altına almakta, hem de mallarını ölünceye kadar elinde muhafaza etme imkanına sahip olmaktadır” açıklamasında bulundu.  “Ölünceye kadar bakmayı vaad eden; bakım borçlusu, malvarlığı kendisine devredilen kişi ise, bakım alacaklısıdır” diyen Bacak, “Peki, bakım borçlusunun yükümlülükleri nelerdir? Burada sözleşmenin kurulması ile birlikte bakım borçlusu, bakıma muhtaç kişiye kendi aile ferdiymiş gibi davranmak zorundadır. Bakılan kişinin,  beslenmesinden tutunda, giyim, sağlık ve tedavi harcamalarına varana kadar karşılamakla yükümlüdür. Bakım alacaklısı ise buna mukabil; sözleşmede kararlaştırılan malvarlığını vermekle yükümlüdür” dedi.

‘SÖZLEŞMENİN MİRAS SÖZLEŞMESİ ŞEKLİNDE YAPILMASI GEREKİR’

 Sözleşmenin geçerli olabilmesi ve istenen sonucu doğurabilmesi için kanunda belirtilen şekil şartlarına uyulması gerektiğini ifade eden  Avukat Özge Arık ise, “Ölünceye kadar bakma vaadiyle satış sözleşmesi resmi şekle tabi kılınmıştır. Bu sözleşmenin miras sözleşmesi şeklinde yapılması gerekir. Miras sözleşmesi ise, resmi vasiyetname şeklinde düzenlenir. Resmi vasiyetnameyi düzenlemeye kimler yetkilidir? TMK’nın 532. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer görevlilerin düzenlemeye yetkisi bulunmaktadır.

 

Bakıma muhtaç kişi, çoğu zaman yaşlı, hasta, kimsesiz ya da kendisi ile yeteri kadar ilgilenecek bir yakını olmayan, bunun yanı sıra aldatılması ve menfaatlerinin zarara uğratılması ihtimal dâhilinde olan kimselerdir. Bu nedenle de resmi şekil şartı öngörülerek, bakım alacaklısı korunmuştur.

 

Ana- baba, dede-ebenin vefalı evlat ve torunları mutlaka gözetmeli ki ‘iyiler’, ‘iyilikler’ artsın, azalmasın. Günümüz koşullarında problemler açıkça konuşulmadığı için ‘kötüler’ ve ‘kötülükler’ artmakta, duyarsız ve umarsız  insanların artmasının en önemli sebeplerinden biri bu olsa gerek.

Bir de miras hukukundan kaynaklı bir çok kurum ve düzenlemeler var; yeri ve zamanı geldikçe paylaşmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

BETÜL ERDİL / YENİ HABER GAZETESİ

https://www.yenihaberden.com/miras-hukukuna-yeni-bir-bakis-acisi-1623187h.htm

Bizlere Aşağıdaki Telefon Numaralarından Ulaşabilirsiniz

Tel : +90 (553) 048 68 12 

Tel : +90 (332) 400 00 38 - 48