FİKRİ VE SİNAİ HAKLAR HUKUKU DAVALARI

Sınai haklar genel tanımı ile sanayi, tarım ve ticaret alanında yapılan yeniliklerin, buluşların, üretilen ve satılan malların üreticisi veya satıcısının ayırt edilmesini sağlayacak işaretlerin sahipleri adına, kayıt edilmesini ve böylece bu kişilerin ürünü üretme ve satma hakkını belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan gayri maddi haklardır. Sınai Haklar özel bir kanun olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile korunur. Sınai Mülkiyet hakları patentler, faydalı modeller, markalar, endüstriyel tasarımlar, coğrafi işaretler ve entegre devrelerin topografyaları üzerindeki haklardan oluşur.

 

1 - MARKA DAVALARI

Marka; işletmenin mal ve hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan kişi adları, sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir.

Marka hakkı, hukuki açıdan sahibinin izni olmadan markanın kullanılmasının önlenmesine yarayan ve ayni etkileri olan mutlak bir haktır. Mutlak haklar; herkes tarafından ihlal edilmeye müsait olan, dolayısıyla da hak sahibinin, ihlal eden herkese karşı ileri sürebileceği, hakkına riayet edilmesini talep edebileceği haklardandır. Özellikle marka hakkı, gayri maddi mallar üzerinde iddia edilebilen mutlak haklardan olup herkesin kullanımına açık olan bir işaret seçerek kendisini sicile tescil ettiren kişinin inhisarına bırakılmakta, onun üzerinden de herkese karşı ileri sürülebilen ve herkesçe uyulmasını zorunlu kılan mutlak bir hak oluşmaktadır.

Marka üzerinde hak sahipleri haksız başvurulara ve kullanımlara karşı hukuki ve cezai yollara başvurabilecektir. Ayrıca Türk Patent ve Marka Kurumu’nun marka başvuruları hakkında vermiş olduğu kararlara karşı da dava açabileceklerdir. Marka davalarını daha detaylı olarak ele alacak olursak;

A - YİDK KARARLARININ İPTALİ DAVALARI

Başvuruyu yapan ya da tescil başvurusuna itiraz eden kişi, YİDK(Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu) ’nın kararına karşı bu kararın kendisine(marka vekili varsa marka vekiline) tebliğinden itibaren 2 aylık hak düşürücü süre içinde Ankara Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde iptal davası açabilecektir. Mahkeme dava sonucunda davanın kabulüne, reddine, kısmen kabul veya kısmen reddine karar verebilir. Bu kararlara karşı üst mahkemelerde yargı yolu açıktır.

B - HÜKÜMSÜZLÜK DAVALARI

Hükümsüzlük davası markanın haksız yere tescil edilmesi ya da sağlanan korumanın tescil sonrası hukuki dayanağını kaybetmesi nedeniyle, markanın iptal edilmesini sağlayan davadır. Hükümsüzlük ve iptal halleri SMK m.25’te düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Burada dikkat edilmesi gerekli husus marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma 5 yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Davada yetkili ve görevli mahkeme hükümsüzlüğü iddia edilen marka sahibinin bulunduğu yer ihtisas mahkemesidir.

Hükümsüzlük kararı geçmişe etkilidir. Davanın kabulü ile marka, başvuru tarihinden itibaren ortadan kalkmış ve markaya SMK ile sağlanan koruma hiç sağlanmamış olur.

C - MARKANIN İPTALİ DAVASI

Bir markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın kullanılmaması veya kullanımına 5 yıl süreyle kesintisiz ara verilmesi halinde markanın iptali için dava açılabilir. Marka sahibinin gerekli önlemleri almaması sonucunda, markanın tescilli olduğu mal veya hizmetlerin yaygın bir ad haline gelmesi özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması, garanti markanın veya ortak markanın SMK’nın 32. maddesine aykırı şekilde kullanılması hallerinde markanın iptali istenebilir.

Davacı, davalı, görev, yetki ve karara ilişkin düzenlemeler hükümsüzlük davası ile ayniyet göstermektedir. Farklı olarak iptal davasında alınan kararlar geçmişe etkili değildir.

D - TECAVÜZ HALİNDE AÇILABİLECEK DAVALAR

Marka sahipleri markalarının ayırt ediciliğini ve bilinirliğini arttırmak için reklam ve tanıtım faaliyetlerine büyük emek ve para harcamaktadırlar. Fakat uygulamada markanın bilinirliğinden yararlanmak isteyen kötü niyetli üçüncü kişilerce markanın taklit edilmesi vb. şekilde marka hakkına tecavüz edilerek haksız yarar sağlanmaya çalışılmaktadır. Marka hakkına tecavüz davaları marka sahibini koruma altına almakta ve üçüncü kişilerin tecavüz eylemlerini önlemeye ve ortaya çıkan zararı gidermek için başvurulacak yol olacaktır.

Nelerin marka İhlali (tecavüzü) teşkil ettiği Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinde sayılmıştır. Bunlar:

  1. Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7’nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. 7. Maddedeki durumlar:
    • Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
    • Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
    • Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
  2. Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
  3. Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
  4. Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

Uygulamada en çok karşılaşılan durum markanın aynısının ya da çok benzerinin üçüncü kişilerce izinsiz olarak kullanılması durumu yani taklit markadır.

İhlalin (tecavüzün) varlığını veya yokluğunu tespit etmek için tespit davası açılabilir. Bu davalarda ihtiyati tedbir olarak tecavüz fiilinin durdurulması, ürün ve araçlara el konulması, teminat verilmesi ya da hakimin takdirindeki sair tedbirlerin alınması istenebilir. İhtiyati tedbir talebi bağımsız olarak yapılabildiği gibi tazminat davasıyla birlikte de istenebilir.

E - CEZA DAVASI:

Marka hakkına tecavüz bir suç teşkil etmekte olup, marka sahiplerinin marka hakkına tecavüz eden bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmaları halinde soruşturma açılacaktır. Soruşturma sonucunda tecavüz olgusunun varlığı halinde, tecavüz fiilini gerçekleştiren kişilere karşı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda mevcut fiilin çeşidine göre 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve adli para cezasına çarptırılacakları hüküm altına alınmıştır. Aynı zamanda Sulh Ceza Hakimliği tarafından marka hakkına tecavüz eden ürünler üzerinde arama, el koyma kararı da verilebilir. Ceza hükümleri doğuran fiilleri açıkça sayan SMK m.30’ göre bu fiiller;

  • Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek veya hizmet sunmak, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak.
  • Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisi olmadan kaldırmak.
  • Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunmaktır. Bu maddede yer alan suçlardan dolayı cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

F - TAZMİNAT DAVASI:

Marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Hak sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybının değerini değil aynı zamanda yoksun kalınan kazancı da kapsar. Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır:

  • Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir.
  • Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç.
  • Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli
  • Bunların yanında, marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucu marka itibarı zarara uğrarsa marka sahibi ayrıca manevi tazminat da isteyebilecektir. Manevi zararın hesaplanmasında hakimin geniş bir takdir yetkisi vardır.

 

2 - PATENT VE FAYDALI MODEL DAVALARI

Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir. Gerek buluş aşamasında gerekse buluşu sanayiye uygulama aşamasında yüklü emek ve para harcayan buluş sahipleri buluşun ekonomik gelirinden de doğal olarak, tek başlarına yararlanmak isteyeceklerdir. Patent/ faydalı model tescil belgesi buluş sahiplerine verdiği tekel hakkıyla rakiplerine karşı ekonomik anlamda üstünlük kazandıracaktır. Patent/faydalı model üzerinde buluşçunun hakkı marka hakkında olduğu mutlak bir haktır. Bu nedenle ihlal eden herkese karşı ileri sürülebilecektir.

 

A - HÜKÜMSÜZLÜK DAVALARI:

Patentin ya da faydalı modelin hükümsüzlüğü davaları günümüzde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni daha önceden yurtdışında var olan, dolayısıyla yeni ve ayırt edici olmayan buluşlara tescil belgesi alınması ve patentlenebilirlik özelliği olmayan bu buluşlara alınan tescil belgesine dayanılarak rakiplerin korkutulmaya çalışılmasıdır. Bu gibi durumlarda uygulamada sıklıkla karşı dava olarak hükümsüzlük davalarına başvurulmaktadır.

Fakat patent/ faydalı model de marka gibi şu hallerde mahkeme tarafından hükümsüz kılınabilir:

  • Patent konusu SMK’nın 82. ve 83. maddelerinde yer alan patent verilebilirlik şartlarını taşımıyorsa,
  • Buluş yeteri kadar açıklanmamışsa,
  • Patent konusu, başvurunun ilk hâlinin kapsamını aşıyorsa veya patentin, yapılan bir başvuruya dayanması durumunda en önceki başvurunun ilk hâlinin kapsamını aşıyorsa,
  • Patent sahibinin, patent isteme hakkına sahip olmadığı ispatlanmışsa,
  • Patentin sağladığı korumanın kapsamı aşılmışsa

patent veya faydalı model hakkında hükümsüzlük davası açılarak hükümsüz kılınabilecektir.

 

Patentin hükümsüzlüğü davası, patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen 5 yıl içinde, sicile patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılabilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları patentin hükümsüzlüğünü isteyebilir. Patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde kararın sonuçları geçmişe dönük olarak etkili olur ve patent veya patent başvurusuna SMK ile sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.

B - TECAVÜZ HALİNDE AÇILABİLECEK DAVALAR:

Aşağıdaki fiiller, patent veya faydalı model hakkına tecavüz sayılır:

  • Patent veya faydalı model sahibinin izni olmaksızın buluş konusu ürünü kısmen veya tamamen üretme sonucu taklit etmek.
  • Kısmen veya tamamen taklit suretiyle meydana getirildiğini bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla üretilen buluş konusu ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
  • Patent sahibinin izni olmaksızın buluş konusunun usulünü kullanmak veya bu usulün izinsiz olarak kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği hâlde buluş konusu usulle doğrudan doğruya elde edilen ürünleri satmak, dağıtmak veya başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak ya da bu amaçlar için ithal etmek, ticari amaçla elde bulundurmak, uygulamaya koymak suretiyle kullanmak veya bu ürünlerle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
  • Patent veya faydalı model hakkını gasp etmek.
  • Patent veya faydalı model sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans veya zorunlu lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.

Tecavüz halinde patent veya faydalı model hakkı ihlal edilen hak sahipleri dava açabilecektir. Birden çok hak sahibinin olması durumunda, paydaşlardan her biri menfaatlerini korumak için tek başına dava açabilir.

Patent/faydalı model hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi mahkemeden fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazminini, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasını ve el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınmasını isteyebilir. .

Ayrıca tecavüz halinde hak sahibinin tazminat isteme hakkı da doğacaktır. Patent ve faydalı model üzerindeki hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Hak sahibinin uğradığı zarar, sadece fiili kaybının değerini değil aynı zamanda yoksun kalınan kazancı da kapsar. Yoksun kalınan kar hesaplaması aynı marka tecavüzündeki tazminat hesaplaması gibidir.

 

3 - ENDÜSTRİYEL TASARIM DAVALARI

Endüstriyel tasarım, bir ürünün bütününün ya da bir kısmının çizgi, şekil, renk, biçim, doku, malzemenin esnekliği veya süslemesi gibi insan duyuları ile algılanabilen çeşitli unsur veya özelliklerin oluşturduğu görünümdür. Bir tasarım yeni ve ayırt edici olması kaydıyla SMK ile korunacaktır. Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler, tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz.

A - HÜKÜMSÜZLÜK DAVALARI:

Hükümsüzlük davaları genellikle tasarımın yeni ve ayırt edici nitelikte olmamasından dolayı açılmaktadır. Hükümsüzlük davası menfaati bulunan herkes tarafından açılabilir ve tasarım sahibi olarak gözüken kişiye karşı açılır. 6 aylık itiraz süresi içerisinde tasarım başvurusuna TPE nezdinde itiraz edilmemiş olması bu davanın açılması açısından bir engel oluşturmaz.

Hükümsüzlük kararının etkileri kural olarak geriye etkilidir. Bundan dolayı, kural olarak tasarım başvurusu ve tescil ile sağlanan koruma, baştan itibaren yok sayılır. Tasarımların hükümsüzlük davaları şu an sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bunun genel nedeni yeni olmayan tasarımlara belge almaktır.

Endüstriyel tasarım hakkının ihlal edildiği durumlarda hak sahibi tasarım tesciline dayanarak hukuk davaları açabilecektir. Bu tasarım davaları; delil tespiti, tecavüzün tespiti, tecavüzün men’i ve ref’i, tazminat davaları, gasp nedeniyle hakkın devridir.

B - TECAVÜZ HALİNDE AÇILABİLECEK DAVALAR:

Aşağıda belirtilen fiiller tasarım hakkına tecavüz sayılır:

  • Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.
  • Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
  • Tasarım hakkını gasp etmek.

Tasarım ihlalinin mevcut olması için taklit ürünün üretildiğinin ispatlanması yeterli olup ayrıca ticari amaçla kullanmak, satmak vb. eylemlerin gerçekleştirilmesi aranmayacaktır.

Endüstriyel tasarıma tecavüz halinde hakkı ihlal edilen tasarım sahibi tazminat talep edebilecektir. Yine marka ve patent/faydalı model davalarında olduğu gibi burada da hak sahibinin uğradığı fiili zarar ve yoksun kaldığı kar tecavüz fiilini gerçekleştirenden tazmin edilebilecektir. Yoksun kalınan kar hesaplaması marka ve patent/faydalı modeldeki hesaplama ile aynıdır.

 

4 - FİKRİ HAKLAR HUKUKU

Fikri haklar bir eser üzerinde sahip olunan maddi ve manevi hakların tamamı olarak anlatılabilir. Fikri haklar edebiyat, müzik, sinema eserleri, tasarımlar ve ilmi yazılar vb eser mahiyetinde görülebilecek fikri eserleri meydana getiren kişiye ve onun ölümünden sonra yasal mirasçılarına belirli bir süre tanınan korumadır. Bu haklar eser sahibinin izni dışında eserlerin kullanılması karşısında eser sahibine haksız kullanan kişiye karşı çeşitli yaptırımlar yapma gücünü verir. Bu haklar mutlak hak niteliğine sahiptir, herkese karşı ileri sürülebilirler. Fikri haklar özel bir kanun olan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunur.

Bir eser üzerindeki fikri hakları ihlale uğrayan eser sahipleri hukuk ve ceza davaları açabilecektir. Tecavüz halinde tespit davası, tecavüzün ref’i davası, tecavüzün men’i davası, manevi tazminat davası açılabilecektir.

 

A - HUKUK DAVALARI:

Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref'ini dava edebilir. Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir.

Bir fikri eseri sahibinden yazılı izni almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu FSEK hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilecektir.

Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini tecavüzün men’i davası ile dava edebilir.

Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilecektir.

B - CEZA DAVALARI:

Eser sahibinin yazılı izni olmaksızın işleyen, değiştiren, çoğaltan, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kendi eseri olarak ad koyan, kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan, yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren, anınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişiler hakkında üç aydan beş yıla kadar hapis cezası ve adli para cezasına hükmolunur. Bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlıdır.

 

Bizlere Aşağıdaki Telefon Numaralarından Ulaşabilirsiniz

Tel : +90 (553) 048 68 12 

Tel : +90 (332) 400 00 38 - 48