OLGUN HUKUK BÜROSU
ÖDEME YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
Ceza Hukukunda Mahsup Nedir?14/04/2022

Ceza Hukukunda Mahsup Nedir?

TCK m.63'te düzenlenen mahsup, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin, hükmolunan hapis cezasından indirilmesidir. Burada amaç hürriyeti sınırlanan kişilerin, bu bağlamda geçirdikleri süreleri mahkum oldukları başka cezadan indirilmesini sağlamaktır. Mahsup hakimin takdir yetkisinin bulunmadığı, şartları oluştuğunda sonuç cezadan indirim yapılması mecburiyetini doğuran özel bir kurumdur. 

MAHSUPA İLİŞKİN KANUNDAKİ AÇIK DÜZENLEMELER NELERDİR?

TCK m.63'e göre "Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir." Buna göre şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller mahsuba konu olabilecektir. Ancak yabancı ülkede geçirilen tutulu sürelerin hesaplanmasında geniş bir takdir yetkisi verilmemiştir. TCK m.16'a göre sadece gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirilen süreler herhangi bir suçtan değil aynı suçtan dolayı Türkiye'de yapılacak ceza yargılamasından mahsup edilebilir. 

5275 sayılı CGHK m.100'e göre "Cezanın infazına başlandıktan sonra hastalık nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumundan hastaneye kaldırılması halinde buradan geçen süre cezadan indirilir." 5275 sayılı CGHK m.106'ya göre "Hükümlü tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir." Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin uyarı ve önerilerine uymaması halinde çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir. 

Uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçu açısından ise mahsup kurumuna ilişkin özel bir düzenleme yapılmıştır. TCK m.188/2'ye göre "Uyuşturucu  ve uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu ve uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir."

TCK m.63'e göre adli para cezasına mahkumiyet halinde geçirilen süreler günlüğü 100 TL sayılmak suretiyle hesaplanacak, bulunan parasal miktar hükmedilen adli para cezasından indirilmek suretiyle mahsup işlemi gerçekleşecektir.  Sanık hakkında hapis cezası ile birlikte adli para cezasına hükmolunmuşsa bu halde mahsuba konu süreler önce hapis cezasından indirilmeli, kalan süreler günlüğü 100 TL'den hesaplanarak adli para cezasından indirilmelidir. Örneğin 30 gün tutuklu kalan sanık yargılama neticesinde 3000 TL adli para cezasına mahkum edildiğinde tutuklu kalınan her bir gün 100 TL sayılacak ve 30 × 100 TL = 3000 TL olacak ve tutuklu kalınan süre adli para cezasından mahsup edilerek sanığın cezası infaz edilmiş olacaktır. Yani takas - mahsup sonucu 3000 TL adli para cezası, 30 gün tutukluluk süresiyle tamamlanmış olacaktır.

MAHSUP KURUMUNUN UYGULANMA ŞARTLARI NELERDİR?

Kişinin hürriyetinin sınırlanmış olması

Kişinin tutulmaya dayanak teşkil eden suçtan veya başkaca bir suçtan mahkum edilmesi

Tutulmaya konu sürelerin kişi hakkında verilecek mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden önce gerçekleşmesi 

Mahsup ile ilgili karar verilmiş olması

MAHSUBA KONU HALLER NELERDİR?

YAKALAMA; kişinin yakalama anından itibaren serbest bırakılıncaya kadar geçen süre mahsuba konu edilir. Yakalamanın başlangıcında veya sonunda rapor aldırılırken geçirilen süreler de yakalama süresi içerisinde değerlendirilir.

GÖZ ALTINA ALMA; yakalama anından göz altı işleminin fiilen sona erdiği ana kadar geçen süreler hükmolunan cezadan mahsup edilebilecektir. 

TUTUKLAMA; kişi hakkında tutuklama kararı verilmişse ve hürriyetin kısıtlanmasında herhangi bir ara kara verilmemişse yakalama veya gözaltına alma işlemi başlangıç olarak ele alınır ve tutukluluk süresinin bitmesine kadar geçen süreler nazara alınarak mahsuba ilişkin hesaplama yapılır. Şüphelinin tutuklama talebi reddedilir ve savcılığın itirazı üzerine kişinin tutukluluğuna karar verilirse, bu halde mahsuba konu süreler ile ilgili yakalama ve göz altı süreci kendi içerisinde bir hesaba tutulur, tutukluluk sonrasında gerçekleştirilen iş ve işlemler nedeniyle geçen süreler ayrı hesaplanır.

GÖZLEM ALTINA ALMA; Öğretide gözlem altına alınma nedeniyle geçirilen sürelerin mahsuba konu edileceği düzenlenmektedir. Yakalama, gözaltında ya da tutuklulukta hastanede geçirilen süreler esasen bu statüler içerisinde değerlendirilir.

CMK-m.109/6'ya göre "Adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez." Ancak CMK-m.109/3-e'ye göre uyuşturucu madde ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatma, tedavi olma veya muayene tedbirine hükmedilmesi halinde, karara muhatap olan kişinin fiilen hürriyetinin sınırlanması göz önüne alınarak, bu hallerde mahsup kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Açık bir düzenleme olmasa da ifade ve sorgu zamanı da mahsuba konu olabilecektir. Yargılama sırasında usuli hatalar nedeniyle geçirilen süreler mahsuba konu olabilir. Mahsup yapılabilmesi için önceki ve sonraki suçların taksirli veya kasıtlı olarak işlenmelerinin herhangi bir önemi yoktur.  

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.03.1940 ve 05/68 tarihli içtihadında “Bir şahsın müteaddit suçlarının bir mahkemede birleştirilerek bir hükme bağlanması veya ayrı ayrı bakılarak verilen hükümlerin usulün 403. maddesi hükmüne göre birleştirilmesi halleri, cezanın infazı bakımından farksız olup, birlikte hükme bağlanan iki suçtan birinden beraatine ve diğerinden mahkûmiyetine karar verildiği halde, beraat ettiği suçtan dolayı mevkuf kalmış olduğu müddetin mahkûm olduğu ceza müddetine mahsubu lazım geldiği gibi, ayrı ayrı hükümlerle birinden beraet ve diğerinden mahkûmiyet halinde dahi cezanın infazında beraat kararı ister evvel, ister sonra olsun beraat ettiği suçtan dolayı mevkuf kalmış olduğu müddetin ceza müddetine mahsup icap edeceği ve çünkü birden ziyade suçlarda cezaların birleştirilmesi ve neticede bir hüküm infaz edilmesi ve kati hükümden evvel mevkuf olarak olarak geçen müddetin hangi suça ait olursa olsun mutlak surette mahkûm olduğu ceza müddetinden indirilmesi, Ceza Kanunu’nun 40. maddesi ile içtimaı hükümlerinin zaruri bir neticesi olduğu ve ancak beraat hükmü katileştikten sonra işlenmiş olan suçtan mahkûmiyet halinde, evvelce beraatle neticelenmiş olan suçtan dolayı mevkuf kaldığı müddetin beraatinden sonra işleyeceği suçtan verilecek ceza müddetinden indirilmesi kanun hükümlerine uymayacağı, çünkü sonradan işlenen ve mahkûmiyetle neticelenen suçu evvelce beraat kararına bağlanmış olan suçla birleştirmeye kanuni bir yol ve imkân bulunmadığı mütalaasına dayanılarak beraat eden bir şahsın beraat eden bir şahsın beraat ettiği suçtan dolayı mevkuf kaldığı müddetin beraat kararından evvel -beraat kararı kat’ileşmeden evvel- işlemiş olduğu diğer suç için verilen ceza müddetine mahsubu icap ettiğine...” şeklinde belirttiği üzere bir suçtan dolayı tutulu kalınan süre başka bir suçtan dolayı indirilebilir. Ancak bunun için ceza mahkumiyeti kesinleşmeden önce tutulma hali gerçekleşmelidir. Bunun için suçun beraatle sonuçlanmış olması gerekmediği gibi davanın sonuçlanmamış bulunması da mahsup işlemine engel olmaz. Örneğin; 

         ║                                                          ║                                                  ║                   

Kişi X ve Y olmak                             X suçu nedeniyle               X suçundan beraat kararı verildi.

üzere iki ayrı suç işledi.              3 ay boyunca tutuklu kaldı.    . Y suçundan ise 2 yıl 5 ay hapis                                                                                                      cezasına mahkum edildi.

                                                                                                    Kararlar kesinleşti.

Bu durumda kişinin beraat ettiği X suçundan dolayı tutuklu kaldığı 3 ay,  Y suçundan mahkum edildiği 2 yıl 5 aydan mahsup edilebilecek ve infaz edilecek ceza miktarı 2 yıl 2 ay olacaktır. Diğer bir örnek ise;

                ║                                           ║                                     ║                                         ║  

Kişi A suçunu işledi.                   A suçundan beraat         Kişi B suçunu        Kişi B suçundan

Yakalanarak 10 gün boyunca         kararı verildi.              işledi.             1 yıl 1 ay 15 gün hapis

Göz altında kaldı.                          Karar kesinleşti                               cezasına mahkum edildi.

Bu durumda mahsup mümkün değildir. Zira burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi olup bunun da temel nedeni sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek, yeniden bir suç işlenmesine engel olmak düşüncesidir.

Yargıtay CGK 2006/1-4 E, 2006/7 Karar ve 31/01/2006 tarihli içtihadında "Mahsuba konu tutulu sürenin sonradan işlenen bir suçun soruşturması ve kovuşturmasından kaynaklanmış olması ve bu sürelerin daha önceden işlenip kesinleşen bir suçtan mahsubunun talep edilmesi halinde mahsup mümkündür." Yani ilk suça ilişkin mahkumiyet hükmü kesinleştikten sonra ikinci bir suçun işlenmesi ve bu suç nedeniyle hürriyetin sınırlanması halinde, tutulu kalınan bu süreler ilk suç nedeniyle verilen hükmün infazında mahsuba konu olabilecektir. Ancak bu durumda mahsup uygulanacak hükmün dayanağını oluşturan suçun tarihinin, tutulu sürelerin dayanağını oluşturan suçun soruşturma ve kovuşturma sonucunda verilen hükmün kesinleşmesinden önceki bir zamana denk gelmesi gerekir. Örneğin; 

   ║                        ║                      ║                                ║                                      ║               

İlk suç                Hüküm           Hüküm               İkinci suç işlendi       Kişi ikinci suç nedeniyle

işlendi.        verildi (1 yıl)         kesinleşti                                                 2 ay tutuklu kaldı. 

Bu durumda ilk suç nedeniyle hükmolunan 1 yıl infaz edildiğinde, kişinin ikinci suç nedeniyle tutuklu kaldığı 2 ay mahsup edilecektir. Bu durumda kişinin mahkum olduğu cezanın infazında 1 yılın 12 ay olduğu göz önüne alındığında infaz edilecek ceza 12-2=10 ay olacaktır. Diğer bir örnek ise;

 

    ║               ║           ║            ║               

İlk suç                   Aynı kişi ikinci                İkinci suç nedeniyle        İlk suç nedeniyle 1 yıl 4 

işlendi.                   bir suç işledi.                   4 ay tutuklu kaldı.            ay hapis cezasına karar 

                verildi. Karar kesinleşti.

Bu durumda ikinci suç nedeniyle tutuklu kalınan 4 aylık süre, ilk suç nedeniyle hükmolunan 1 yıl 4 ay hapis cezasından mahsup edilebilecek ve infaz edilecek ceza miktarı 1 yıl olarak belirlenecektir.

MAHSUP KARARI NASIL VERİLİR? 

Hukuk sitemimiz zorunlu mahsup sistemini benimsemiştir. Bu nedenle mahsubun şartlarının var olup olmadığının denetlenmesi, var olduğu tespit edilmişse mahsup işleminin yapılması hakim tarafından re'sen uygulanmak zorundadır. Bununla beraber işlem ilgilisi de mahkemeden veya infaz merciilerinden her zaman talep edebileceği gibi, infazı gerçekleştiren savcı tarafından da talebe gerek olmaksızın fark edildiğinden yapılmalıdır. Ancak savcının mahsup işlemi yapabilmesi için daha önceden görevli ve yetkili mahkeme tarafından mahsubun yapılabileceğine dair karar verilmiş olması gerekir. Görevli ve yetkili mahkeme ise cezanın mahsup edileceği yani kesinleşmiş mahkumiyetle sonuçlanan ikinci suçun yargılamasını yapan mahkemedir. Mahsuba karar verilebilmesi için hükmedilen cezanın kesinleşmiş olması şart değildir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için hükmedilen cezanın kesinleşmiş olması ve aynı zamanda infaz kabiliyetine haiz bulunması gerekir. Mahsup işlemi yapılabilmesi için mahkeme tarafından bir karar verilmiş olması gerekir. Bu karardan sonra infazı icra eden savcılık tarafından mahsup işlemi yapılabilecektir. Ceza yargılamasını yapan ve sonucunda hüküm kurma otoritesine sahip bulunan adli, askeri veya anayasa yargı kollarında yer alan mahkemeler tarafından mahsup konusunda karar verilmesi olanaklıdır. Mahsup işlemine karar veren mahkeme sadece tutulu süreleri tarihleri ile göstererek mahsuba konu tutulu sürenin sayısal değerini tespit etmekle yetinmeli, fiilen mahsup yapmamalıdır. Daha önce mahsup kararı verilmemesinden dolayı mahsup talebinde bulunulması halinde bu talebi değerlendirecek olan mahkeme duruşma yapmadan dosya üzerinden itirazı mümkün olmak üzere kararını verir.

SONUÇ

TCK m.63'te düzenlenen mahsup kurumu oldukça teknik bir konudur. Bu nedenle mahsubun uygulanabilirlik şartlarının iyi irdelenmesi ve bu doğrultuda irdelenmesi gerekir. Bu nedenle alanında uzman bir avukatın hukuki yardımından yararlanılması gerekir.

Olgun Hukuk-  Av. Ümit OLGUN -  Konya Hukuk Bürosu

Tazminat - İdare - Ceza Departmanı

Av. Rabia KIRAÇ

Stj. Av. Figen ÇİÇEK

Blog Yazıları

+90 (332) 400 00 38

+90 (332) 400 00 48

+90 (332) 342 48 84

+90 (553) 048 68 12

info@olgun.av.tr

Fetih mah. Kültür cad. Nefer sok. Olgun Plaza No:1/b Posta Kodu: 42000 Karatay / KONYA